12. ayımızın
içindeyiz, doğum gününe sayılı günler kaldı Melis’in. Tarifsiz bir heyecan,
mutluluk, gurur, umut ve dahasıyla dopdoluyum diyebilirim. Doğum günü hazırlıklarımız bitmek üzere,
öncesinde tatil telaşımız da var. Telaşımız diyorum çünkü koca bir bilinmezlik
var önümüzde. Acaba harika geçti hiç korktuğumuz gibi olmadı diyerek dönmek
istemeyecek miyiz, yoksa kardeşim çocuk yaptıysan tatil sana haram, çok kötü mü
geçti diyeceğiz bakalım. Etrafta bunu deneyimlemiş arkadaşlarım çok olmasına
rağmen, yanımda neler götürmeliyim önerileri dışında yaşadıklarını çok
sormuyorum, anlattırmıyorum da, olumsuz geçirenler varsa daha gitmeden moralim
bozulmasın : ) Sonuçta bence bebeğin ve sizin ruh halinize göre değişen
şeyler.. Neyse, tatil detaylarını dönüşte paylaşacağım, yanınızda eksik
etmemeniz gerekenler listesiyle tabii ki. Şu an bir liste var elimde ama belki
çoğu gereksizdir..
Melis’in bir
yaşına girecek olmasının olumsuz yanı sanırım süt iznimin bitecek olması : (
Her hafta 4 gün çalışıyor olmak benim için muhteşem birşeydi, hem Melis’le
birlikte daha çok vakit geçiriyordum, hem de birçok işimi halledip, haftasonu
rahat ediyordum. Kuzucuğumla sadece tam zamanlı 2 günümüz olacak, içimi nasıl
burkuyor yaşayanlar bilir..
Bir yaşına
girdiği ertesi gün ise çok büyük beklentilerim var : ) Neden ? Çünkü her konuda
mutlaka bir yaş muhabbeti var. “ 1
yaşından önce şunu şunu yiyemez, 1 yaşına gelsin gece hiç uyanmayacak, 1 yaşına
gelsin yürüyecek, 1 yaşına gelsin düzene oturacak herşey vs. vs.” gibi. O
yüzden o gün Melis’e sihirli bir değnek dokunacak ve herşey daha güzel olacak
diye bekliyorum : )) Özellikle uyku konusunda !
Uyku
demişken, bu ay Melis’i odasında yatırma çalışmalarım başladı. Her ne
kadar bazen umutlansam, bazen yok yok olmayacak alışamayacak desem de
kararlıyım. Bu dönem biraz yorucu, çünkü Melis yerinden kaldırınca uyanıyor, bu
yüzden iyice uykuya daldığına emin olup, alıp yatagına götürdüğümde bir süre
uyuyor, ancak uyanınca ve farklı bir yerde olduğunu görünce ne yapıyor
dersiniz, ağlamaya başlıyor. Git-gel-yatır-kaldır derken, bazen pes edip,
uyuyabilmek için yanımıza alıyorum. Yanımızda daha uzun uyuyor, uyansa da bizi
görünce ve emince yeniden uykuya geçmesi uzun sürmüyor. Bir de şu büyüyen
yatakların parmaklıkları biliyorsunuz kademeli, iyice haraketlenince mecbur
yükseltiyorsunuz, yüksek şekildeyken uyuyan çocuğu içine koyabilmek epeyce zor:
) E alçak kalsın önce çocuğu yerleştir sonra yükselt derseniz, o sesten bile
pırt gözünü açar kendisi ki, eskiden yanında müzik çalsa, bağıra bağıra
konuşsanız da uyanmazken : ) Böyle komik detaylarla uğraşıyorsunuz yani. Ve bu
minik mucizeler asla sizin planlarınıza uymuyorlar, ne isterlerse onu uyguluyorlar,
aksine ısrarcı olunca başlıyor huzursuzluk. Mesela yemek yeme sırasında, o anda
reddediyorsa hemen bırakıyorum, bir süre sonra deniyorum yiyebiliyor. Uyku için
de bunu mu yapmalıyım bilemedim. Yani belki şu an ne yaparsam yapayım odasına
alışmayacak. Gerçi ben hiç hazır değilmişim odamdan ayırmaya, odasına yatırınca
rahat uyuyacağız diye düşünürken, aksine hem gidip gidip bakıyorum, hem de
özlüyorum, yanımda mis mis uyurken. Bakalım
bu konuda ne aşamalar atlatacağız ve ne kadar sürede!
Müzikle
coşma hali devam ediyor, daha da çoğaldı, birşeylerle uğraşırken müzik
açtığımda direk gülmeye başlayıp yanıma geliyor oynayalım diye : ) Ona hatıra
olsun ve unutmayalım diye yazmadan edemeyeceğim, favorimiz Gülşen-Yatcaz
Kalkcaz : ))
Yürüme
isteği de çoğaldı, kucakta ve yerde durmuyor, elimizi kaptığı gibi atıyor
kendini, tutup yürütüyoruz ama bu süreç çok zor, yürüteçte de durmuyor çünkü.
Ancak evde tek isek ve işimiz varsa güvenlik açısından bırakıyoruz. Diğer
zamanlarda ancak çok değişik şeylerle oyalamak gerekiyor ya da yürütmek.
Oyuncaklarıyla pek haşır neşir değil.
Büyüdükçe
daha zor olacak diye düşünenlere söylüyorum, inanın öyle değil, evet her
dönemin zorluğu var ama büyüdükçe daha keyifli ve kolay oluyor emin olun. Onun
sizi anladığını, gözlerindeki heyecanı, isteği, size daha çok bağlanmasını,
gelişimindeki minicik bir gelişmeyi gördükçe yaşayacağınız mutluluk tarifsiz,
sonsuz. Tamam ilk zamanlar hareket etmiyor, gaz problemi de yoksa genelde emip uyuyor ama zaman ilerledikçe bağınız daha da kuvvetleniyor. Aman yerde ufacık bir şey, leke olmasın diye çırpınan ben, o mama
sandalyesinde oturup, kendi kendine yemeyi öğrensin, eğlensin diye eline
verdiğim şeyleri vıcık vıcık yapıp, etrafa saçarkenki keyfimi gerçekten
anlatamam size, sonrasını temizlemek 5 dk.ama onun mutluluğu ve size kattığı o
kadar değerli ki..
Bu ay
bildiğiniz gibi Babalar Günü’ydü, babacığımıza ilk hediyemizi aldık, aslında
ilk denmez, hamileyken de baya anlamlı bir hediye hazırlamıştım. Ve Melis’im
ilk kez dedesiyle tanıştı, babacığımı ziyaret ettik. Aslında benim cesaretim
yoktu ama görsün de istiyordum.. Dedesi her ne kadar uzaklarda bizi izlese,
korusa da, daha bu dönemlerden onu çok iyi tanıyarak, severek büyüyecek
kuzucuğum. Bunun için elimden gelenin çok çok fazlasını yapacağım. Zaten ilk
kelimesi de dedeydi pıtırcığımın. Mekanında huzurla uyusun, ........
Bundan sonra
aylık yazılar değil, ara ara neler yaşadık, neleri kullandık, neler yapmalı,
paylaşacağım.
Ayrıca doğum
günü hazırlıklarımız ve doğum günümüz ile tatil maceralarımızı da keyifle
yazmayı umut ediyorum : )
Sevgiler.